0224 452 22 02
0555 032 22 02
        Whatsapp Hattı

Glokom (Karasu) Hastalığı


Gözün ön kısmında şeffaf bir yapı olan kornea, arkasında göze rengini veren iris dokusu ve iris dokusunun arkasında göz içi lensi bulunur. İrisin ortasındaki potansiyel boşluğa pupilla denir. Kornea ile lens arasında mevcut olan potansiyel boşluk iris tarafından ikiye bölünür. Kornea ile lens arasında kalan bölgeye ön kamara, iris ile lens arsında kalan bölgeye arka kamera denir. Lensin arkasında saydam jelatinöz bir yapıya sahip vitreus bulunur. Vitreusun dışında gözün sinir tabakası (retina), retinanın dışında damarsı doku koroid ve koroidin dışında gözün iskelet dokusu olan sklera mevcut. Skleranın üzerini damarsı zar olan tenon ve tenonun üzerini konjiktiva dokusu kaplar.
Lens ekvatoruna uzanan retinanın uç noktasındaki çıkıntılara siliyer cisim denir ve humör aköz denilen göz içi sıvısı bu bölgeden salgılanır. İris kökü ile korneanın birleşim noktasında göz içi sıvısının dışarı akışını sağlayan trabeküler ağ isimli doku bulunur. Buradan geçen göz içi sıvısı toplayıcı kanallar aracılığıyla gözün dışına taşınır.
Göz içi sıvısı siliyer cisimden salgılandıktan sonra lensin ön yüzünden ve pupil aralığından ön kamaya geçer, ön kamaradan trabeküler ağ aracılığıyla gözün dışına taşınır.
GLOKOM
Göz içi sıvısının fazla salgılanması veya dışarı atılması aşamasında trabeküler ağda oluşan dirence bağlı olarak göz içi basıncı artar. Göz içi basıncının normal değerleri 10-20 mm Hg dır. Bu değerlerin üzerinde ki artışlar anormal kabul edilir. Ancak göz içi basıncındaki her artış glokom anlamına gelmez. Göz içi basıncındaki artışa rağmen görme siniri ve görme alanında değişiklik olmaması durumunda oküler hipertansiyondan bahsedilir ki bu durumda tedavi gerekli değildir. Glokom ise göz içi basıncındaki artışla birlikte görme siniri ve görme alanında oluşan hasarı tanımlar ve tedavisiz bırakıldığında geri dönüşümü olmayan görme siniri hasarına ve görme alanı kaybına neden olur. Ayrıca göz içi basıncı normal olduğu hallerde görme siniri ve görme alanı bozukluğu yapan durumlar var ki bunlara normal basınçlı glokom denir. Gkokomlar başlıca açık açılı ve dar açılı olmak üzere iki ana gruba ayrılır.
GLOKOMDA RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?
Yaş: Artan yaşla birlikte glokomun sıklığı 2-4 kat artmaktadır.
Irk-Etnik Köken: Afrikalılarda açık açılı glokom sıklığı beyazlara oranla yaklaşık 4 kat fazladır. Çinlilerde açı kapanması (dar açılı) glokom sıklığı diğer ırklara göre daha fazladır.
Göz içi basıncındaki artış: Göz içi basıncı yüksekliği glokom olasılığını artırır. Örneğin 23 mmHg seviyesinde %10 glokom olasılığı varken 27 mmHg seviyesinde glokom olasılığı %50’dir.
Kırılma Kusurları: Miyopide glokom riski daha fazladır. Yüksek dereceli hipermetropi açı kapanması glokomu için risk faktörüdür.
Şeker Hastalığı: Göreceli risk faktörüdür.
Sistemik Hipertansiyon: 60 yaşın altıda sistemik hipertansiyonu olan olgularda glokom sıklığı normal topluma göre daha azdır. Çünkü bu olgularda küçük tansiyon yüksektir. Küçük tansiyonun geceleri düşmesi görme sinir başı beslenmesini bozarak hasarı arttırır. Özellikle 70 yaş üzeri olgularda tansiyona bağlı damar sertliği oluşur. Esneme yeteneğini kaybeden damarlar geceleri küçük tansiyonun düşmesine bağlı oluşan sinir başı beslenme bozukluğunu düzeltemedikleri için görme siniri başında hasar oluşur. Özellikle geceleri küçük tansiyondaki düşüş glokom hasarı riskini arttırır.
Hiperkolesterolemi-Lipidemi: Risk faktörüdür.
Genetik Risk Faktörleri: Ailevi glokom olguları %13-45 oranındadır.
Sigara: Sigara içilmesi ile glokom arasında doğrudan bir ilişki yoktur. Sigara dumanındaki kimyasal maddelerin damarlar üzerindeki etkisine bağlı olarak glokoma bağlı hasar oluşur.
Alkol Alımı: Arasında bir ilişki bulunamamıştır.
GLOKOM ÇEŞİTLERİ
Açık Açılı Glokom: En sık görülen glokom tipidir. Sıklıkla ileri yaşlarda görülür. Nedeni göz içi sıvısının trabeküler ağdan dışarı akışı sırasında karşılaştığı dirençtir. Oluşan direncin kesin nedeni bilinmemektedir. Hastalık sinsi seyirli olduğu için belirti vermeden ileri derece görme siniri ve görme alan hasarı oluşturur. Yüksek göz içi basıncı, ileri yaş, gün içinde göz içi basıncın da 10 mmHg’nın üzerinde olan değişimeler, yatma ve baş aşağı olma hali, siyah ırk, genetik nedenler, miyopi, görme sinir başı hassasiyeti açık açılı glokom için önemli risk faktörleridir. Tedavide amaç hastalığın ilerlemesini durdurmaktır. Yeterli doz ilaç alınmasına rağmen göz içi basıncı kontrol altına alınamayan olgulara lazer tedavisi veya glokom ameliyatı uygulanır.
 Normal Basınçlı Glokom: Normal göz içi basıncı olmasına rağmen görme siniri ve gör alanı hasarı mevcuttur. Göz içi basıncı normal olduğu halde glokomatöz hasarın nedeni görme sinirini besleyen damarların rahatsızlığıdır. Sistemik hipertansiyonlu hastalarda gece kan akışındaki azalmaya bağlı olarak görme sinirinde hasar ortaya çıkar. Tedavide amaç göz içi basıncını %30 azaltmaktadır. Tedavide kullanılan ilaçlar göz içi basıncını düşürme etkisi yanında optik sinirde kan akımını arttıran ilaçlar arasından seçilmelidir.
Açı Kapanması Glokomu: Ailesel geçişi mevcuttur. Sıklıkla Asyalılarda ve hipermetroplarda görülür. Siyah ırkta daha az sıklıkta görülür.  Karanlıkta uzun süreli televizyon izlenmesi, yüzüstü yatma, ilaç ve strese bağlı göz bebeğinde genişleme açıda kapanmaya neden olarak glokom krizi oluşturur. Başlangıçta zaman zaman olan bu durum zamanla kalıcı hale gelebilir. Tekrarlayan ataklara bağlı olarak göz bebeğinde kalıcı hasar ve/veya katarakt oluşabilir. Açı kapanması glokumu şiddetli baş ağrısı, bulantı ve kusma, görme azalması, kızarık göz, korneada sıvı toplanması gibi bulgulara neden olur. İlaç tedavisiyle göz içi basınç acil olarak düşürülmelidir. Göz içi basıncı kontrol altına alındıktan sonra lazer ile iki taraflı iriste açıklık oluşturulur (iridektomi). Korneanın bulanık olduğu ve göz içi basıncının yeterli miktarda düşürülemediği durumlarda ameliyat önerilir.
Pigmente Glokom: Sıklıkla erkeklerde, miyoplarda ve 20’li yaşlarda görülür. Bu hastalarda iris lense yakın olduğu için hareket sırasında iristeki pigmentler serbestleşerek lens üzerine ve kornea arka yüzeyine yapışır. İleri dönemlerde göz tansiyonu artabileceği için hastaların periyodik takibi yapılmalıdır.
Eksfolyasyon Glokomu: İleri yaşlarda kepeksi materyal lens yüzeyi, iris yüzeyi ve sinir tabakasının uç noktalarında birikir. Bu materyallerin açıyı tıkaması sonucu glokom ortaya çıkabilir. Glokom ortaya çıktığı zaman hızlı şekilde tedavi edilmelidir. Aksi taktirde görme alanı ve görme sinir hasarı hızlı ve şiddetli gelişir.
Neovasküler Glokom: Retinanın damar hastalıklarına bağlı olarak sinir tabakasından salınan bazı maddeler açıda anormal damar oluşumuna sebep olur. Oluşan bu anormal damarlar açıyı tıkayarak göz içi basıncının artmasına neden olur. Bu hastalar tedaviye dirençlidir. Tedavide özellikle göz bebeğini küçülten ilaçlardan kaçınılmalı. Göz tansiyonu ameliyatı ile oluşturulan açıklık bu hastalarda sıklıkla kapanır. Bu yüzden klasik cerrahiye cevap vermeyen olgulara bir ucu ön kamarada diğer ucu konjiktiva altındaki hazneyle bağlantılı olan eksplantlar yerleştirilir.
Konjenital Glokom: Bu hastalarda açı doğuşta mevcut olan bir zarla kaplıdır. Erkek çocukların da ve sıklıkla iki taraflı görülür. 3 yaşından önce ortaya çıkan göz tansiyonu göz küresinde büyümeye neden olur. Işıktan rahatsız olma, sulanma sıklıkla karşılaşılan bulgulardır. Gözde sulanmaya neden olan ve konjenital glokomun ayırıcı tanısında düşünülmesi gereken diğer bir rahatsızlık da konjenital gözyaşı kanal tıkanıklığıdır. Tedavisi farklı olan bu iki rahatsızlık kesinlikle birbirinden ayrılmalıdır. Konjenital glokomun kesin tedavisi cerrahidir.
TEDAVİ
İlaç Tedavisi: Glokoma ilk aşamada tek damla tedavisiyle başlanılır. Glokom tedavisinde kullanılan damlalar doktor önerisi olmadan değiştirilmemelidir. Maksimum damla kullanılmasına rağmen göz içi basıncı kontrol altına alınamıyorsa haplara geçilir. Hapların sistemik yan etkileri olduğu için hap kullanılmaya başlanan hastalarda mümkün olan en kısa sürede göz tansiyonu ameliyatı önerilmelidir.
Lazer Tedavisi 
Lazer İridotomi: Açı kapanması glokomunda iriste açıklık oluşturularak göz içi sıvısının lensle iris dokusu arasında birikmesi engellenerek göz tansiyonu krizinin oluşmasına engel olunur. Lazer uygulamasından sonra yetmezliğin en önemli nedenleri yeterli açıklığın oluşmamış olması ve/veya açıklığın tekrar kapanmasıdır. Uygulama sonrası iriste kanama, göz içi basınçta artma, katarakt, retinal yanık, korneal yaralanmalar görülebilecek yan etkilerdir.
Lazer İridoplasti: İris kökü ile açı arasında oluşan çıkıntıyı düzelterek etkili olur.
Lazer trabeküloplasti: Lazer aracılığıyla trabeküler ağ üzerinde delikler oluşturularak göz içi sıvısının dışarı akışı kolaylaştırılır. İkinci bir seans lazer tedavisine ihtiyaç duyulabilir. Bazen tek başına göz içi basıncını yeteri kadar düşürmeye yetmeyebilir, bu durumda kullanılan ilaç sayısını azaltmak için uygulanabilir.
Cerrahi Tedavi: Gözün renkli kısmıyla beyazının birleştiği bölgeden konjiktival zar açılır. Altındaki skleradan 3-4 mm boyutlarında parça kaldırılır. Alttaki trabeküler ağın bir kısmı çıkartılır. İris dokusundan bir kısım çıkartılarak göz içi sıvısının dışa akışı kolaylaştırılır. Göz tansiyon ameliyatıyla görmeyi arttırmak için yapılmaz. Ancak görme alanında bir miktar düzelme olur.
 Trabekülektomiye ait sorunlar nelerdir?
  • Kanama
  • Konjiktivada delinme
  • Katarakt
  • Vitreus kaybı
  • Ön kamara daralması
  • Ön kamarada reaksiyon
  • Göz içi basıncının düşük seyretmesi
  • Yara yerinin aşırı sızdırması
  • Geç dönem yara yeri kapanması